27 yaşım
“Sevmek, bir insanı kurtarabilecek kadar güzel bir kelimeydi. Sadece nezaketen söylenmiş olsa bile.”
Aradığın Şey Kütüphanede Saklı
Ah ne güzel bir yaz akşamı. Öylesine seviyorum ki yaz akşamlarını. Başlı başına bile bu kelime yetiyor beni mutlu etmeye. Kitap kulübümüz için umutsuzca, bir öneri olarak sundum bu ismi. Ama öylesine sevildi ki. Yaz akşamları kitap kulübümüzle yarın ikinci buluşmamızı yapacağız. Yayyy!
Dönen salıncaklar gibi. Bir aşağı bir yukarı giden dalgalı bir şey hayat. Mutlak bir doğrultu yok. Ve ben gururla söyleyebilirim ki şu anda göğün mavisine en yakın olduğum zamandayım.
Daha önce hiç hayal etmediğim bir şekildi. Mutlu olmanın başka türlü yolları olduğu. Aslında sadece zannettiğim o kişi olmadığımı, kendimi en çok kendimin sevmesi ve takdir etmesi gerektiğini öğrendim.
Takdir görmenin güzel olduğunu ama kalbimdeki o minik sesin, doğru bildiği şeyi yaptığında dışardan bir ses aramaması gerektiğini öğrendim. Başarı tebriklerini sırtımı kamburlaştırıp başımı öne düşürüp "Ya evet, öyle oldu." diyerek derin bir mahcubiyetle kabul etmiyorum artık. Sırtım dik, kocaman bir gülümsemeyle " Evet teşekkür ederim. Bende çok mutlu oldum." diyorum.
Ne kadar başarısızlığım varsa öz çocuğum gibi koynumda besleyip, bütün başarılarıma üvey evlat muamelesi yapmak hatamdı. Her zaman her olayda kafamda mutlak bir şablon belirleyip ona ulaşmadığım anlarda mutsuz ve yetersiz hissetmemde büyük bir hataydı(ki bunu tam anlamıyla aşamadım bile.)
neyse 27 yaşımın güzellikleri.
1- dil sınavında yüksek bir başarı yaparak kariyerimi değiştirdim.
2- 5 ülke gezdim. ikisi de yolda.
3- pasaport aldım :)
4- birikim yaptım. (az ama olsun)
5- workshopa katıldım.
6- ilk fonumu aldım.( şu an zarardayım ama olsun)
çok gezdim. çok mutlu oldum. çok şükür ettim.
işte bu yıl en sevdiğim kitaplar:
bu yıl daha çok tatlı, kolay okunan ama içten içe derinliği olan kitaplar okudum.
Aradığın Şey Kütüphanede Saklı
İçinizi ısıtacak bir öykü. Bir kütüphanenin, bir insanın nasıl da kolay insanların yaşamına dokunabildiğini gösteriyor. Bir söz vardı. "Biraz bile daha kibar ve daha düşünceli olduğunuz da insanların nasıl değiştiğini göreceksiniz." Kitap kulübüne teklif edeceğim. Bir kaç tane alıp arkadaşlarıma hediye edeceğim.
Sade bir Hayat
Adı gibi sade bir kitaptı. Koreli yazar Hwang Bo-reum'un denemelerinden oluşuyor. Ama öylesine dokundu ki kalbime. Gündelik hayatlarımızın nasıl da aynı olduğu ama bir yandan bizim onu tek ve biricik yaptığımızı ayrımsadım. Elbette ki birikim yapıp kendi evime çıkmam gerektiğini bir kez daha anladım.
Kadın ve Kedi
Yine çok sevdiğim bir kitap. Sakin huzurlu bir yaz akşamı gibi. Bunun hakkında kitap bloğuma yazmıştım. Yazı için tık
Süper İyi Günler
Aslında bir önceki yıl okumuşum. Ama geçen sene yazmadığım için listeye ekledim. Anne olan, öğretmen olan yahut etrafındaki çocukların varlığını anlamak isteyen herkesin okuması gereken kitap. Yine tüm arkadaşlarıma okuttum.
Erkeksiz Kadınlar
Sadık hidayet'in kör baykuş romanından sonra beni sarhoş edercesine etkileyen, bir kabusun yahut karanlık bir gecenin içindeymiş gibi hissettiren o garip kitap.
Nothing is True and Everthing is Possible
Okuduğum ilk ingilizce kitaptı ve bana hiç bilmediğim bir dünyayı görme fırsatı sundu. Rusya'da ki gangsterler ve onları etkileyip bir hayat kurmaya çalışan kızlar. Kitabın adı bile başlı başına sevmeme sebep oldu.
Görüşmeyeli 28 oldumm. Bir daha ki yazımda 30'da önce 30 şey listemi yazacağım.
Dışarda bir cırcır böceği aralıksız ötüyor. Yeni serilmiş çarşaflarımın üzerinde, canım yatağımda duvara yaslanmış, kucağımda bilgisayar yazıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder