Kitap yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2025 Perşembe

BCP Ocak/ Şifalı Otlar Kitabı/ İlhan Berk

 


Bcp ocak temaları panayır, festival, fuar, müzik, yemek vb. Ben yemek konusunu seçtim.

Uzun yıllar önce oda arkadaşlarım nasıl olduysa benim olmadığım bir akşam anlaşıp internetten bir sürü yemek kitabı almışlar. Kocaman kocaman ansiklopediler, küçük resimli kitaplar. Nasıl karar vermişlerdi, arkasında nasıl bir hikaye vardı bilmiyorum. Beni nasıl unuttular o zaten muamma. Neyse hiç yemek kitabı almadım. Annemin yeşil bir yemek tarifi kitabı vardı. Bir kaç kez okumuştum. Ama ben kitaptan tarif yapamıyorum. Hala ara ara yemek dergilerini karıştırırım. Çok güzel farklı salata tarifleri oluyor. Ama ben yemek konusunda tam bir guru değilim mantığın tam kavrayamadım. Bazen çok güzel oluyor. Herkes bayılıp tarif istiyor. Bazen yenmiyor çöpe gidiyor.

Kitapla Tanışma Hikayem: Evde hiç yemek kitabı yoktu. Kütüphaneye gitmek gelmedi içimden. Bende e kitap sitesine yemek yazdım. Aslında okumak istediğim başka bir kitap vardı ama indiremedim. Bakarken İlhan Berk'in bu kitabını görünce heyecanlandım. Şiirlerini çok severim. Böyle bir kitabı olduğunu bilmiyordum.

Kitabın Konusu: İlhan Berk şiirsel üslubunu yer yer kullandığı bu kitabında Lokman Hekim çoğunlukta olmak üzere, çeşitli sağlıkçıların bitkiler hakkında verdiği bilgileri anlatıyor. Bazı yerlerde ilgili bitki ile şiirlere  ve öykülere yer  verilmiş.

Yorumum: Genel olarak kolay okunan bir kitaptı. Yazım dili sadeydi. Bilgiler ilginçti. Ama kaynak alıp ne kadar hayata geçirilir bu bilgiler emin değilim. 

Bonus: Ntv radyo'da yayınlanan "Acı,Tatlı, Mayhoş" çok sevdiğim bir yemek kanalı. Düzenli olarak dinliyorum. Tarihi, kültürel anlamda yemeği, farklı tarifleri; yöresel tatları oldukça hoş bir dille anlatıyor. İlgisi olanlar bir göz atabilir.

Elma giren eve ayrılık girmez!

Ölüm, beni bahçemde lahana ekerken bulursa, öldüğüme değil de, işimi bitiremediğime yanarım.’ Montaigne

Ten için Teninin daima gül gibi kokmasını isteyen kimse, kuru kırmızı gül yaprağını alıp havanda un gibi döver ve bunu bir kutuya koyarak her banyodan sonra vücudu henüz terli iken sürerse, teni daima gül gibi olur. Her yıkanmadan sonra tekrarlamak lazımdır.

Sarmısak, soğan yiyen kimse ağzındaki kokuyu gidermek isterse, kuru kişniş (karakimyon güzel kokulu bir tohumdur) çiğnerse, koku derhal zail olur.




11 Mart 2024 Pazartesi

Bcp Şubat/ Gençlik Yolculuğu

 


"Onun acısını tam olarak anlayamam. Ne kadar uğraşsam da hayal edemem ama.. Tüm kalbimle seni anlamaya çalışarak hata mı ediyorum?"

Blogları Canlandırma Projesinin Şubat teması yalnızlık, dostluk ve sevgiydi. Yüzyıllık yalnız okumaya niyetlenmiştim. Ama bu aralar okuma aşkım kuş olup uçtu gitti bir yerlere. Bir kaç kere ilk sayfasını okusam da ilerleme kaydedemedim. En son uzun zamandır okuma listemde olan "gençlik Yolculuğu" kitabını okudum. Manga okumaya üç sene önce başladım. Hepi topu dört beş seri okumuştum. İlk başta bir garip geliyor. Siyah beyaz çizimler duygu geçirebilir mi diye. Ama pekala geçiriyor. Konuları ilginç oluyor. Distopik tarzda olanlar favorim. Fakat gençlik yolculuğu adı gibi tatlış bir manga. Ana karakterimiz Futaba Yoshioka (kız) ortaokuldayken sevimli ve erkekler arasında popülerdir. Fakat bu durum kız arkadaşları arasında  dışlanmasına yol açar. Futaba 17 yaşına girdiğinde ve liseye başladığında artık değişmeye karar verir. Sevimli şeyleri bırakıp harbi kız olmaya çabalar. Böylece kabul görecek ve bir gruba ait hissedecektir. Bir yandan erkek karekterimiz Kou vardır ki kızımız ortaokuldayken bu oğlana aşık olmuş fakat ilanı aşk edememiştir. Lisede kou ile tekrar karşılaşır fakat Kou'nun hem soyadı hem de kişiliği değişmiştir.  Sonradan Futaba öğrenir ki oğlanda ortaokuldayken onu seviyormuş fakat artık ona karşı hiç bir duygusu kalmamış. Futabanın Kou'ya hislerini, arkadaş edinmesini ilk gençliğe ait o saf ve masum endişeleri telaşeleri okuyoruz. Kitabın dört cildini okudum. İlk cildinde sıkıldım. Fakat liseye başlaması, kendini değiştirme yer yer bastırma çabası arkadaş edinme evrelerinin olduğu 2-3 cilt bana daha çok hitap etti. Kitabı buhranlı bir dönemimde okumuştum. Bazı cümleler içimi ısıtıp beni rahatlattı. Okurken her ülkede ilişki dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu düşünüp durdum. Yer yer arkadaşlıkları bana çok yüzeysel yer yer de abartılı geldi. Kafa dağıtmalık, çerezlik bir kitap okumak isterseniz gençlik yolculuğuna bir göz atabilirsiniz.

"Yine kaybedeceğini düşündüğün için korkuyorsun değil mi? Sen gerçekten de inanılmazsın. Çok değerli bir şey kaybettiysen ve yerini dolduracak başka bir şey yoksa sen de orayı tek bir şeyle doldurmaya çalışma olur mu? Ufak da olsa on tane, yüz tane şey topla. Senin hayata tutunmanı bunlar sağlasın Kou. Bir şeylerle uğraştın veya dolu dolu kahkaha attın diye kimse seni suçlamayacak. Eğer öyle biri çıkarsa ağzını yüzünü dağıtırım onun ben."

3 Temmuz 2023 Pazartesi

24 Yaşımda Okuduğum 24 Kitap



Geçen Sene 116 Kitap okumuşum. Büyük bir kısmı Japon edebiyatından. Ama üzülerek söylemeliyim ki favori listemde sadece bir tane Japon Edebiyatı var. Onun yerine rastgele okuduğum Kore Edebiyatı daha çok ilgimi çekti. Bu yıl Kore Edebiyatından eserler okumak istiyorum. Ayrıca Japon edebiyatından okuduğum manga serisi hoşuma gitti. Bu yıl başka mangalara da bakmak istiyorum. Onun dışında çok verimli bir yıldı çok fazla sevdiğim tüm kitaplarını okumak istediğim yazar keşfettim. Bu yıl en çok Matt Haig,'in kitabını okumuşum. Onun dışında Aylin Balboa, Ercan Kesal, Nilay Örnek ve Haydar Ergülen bu yıl 2 tane kitabını okuduğum yazarlardı. Yeni Türk yazarlar keşfetmenin sevinci içindeyim. Gelecek yıl için okuma planım kalan Japon Edebiyatı okumalarımı bitirmek. Kore Edebiyatından eserler okumak. Farklı dünya edebiyatlarına yönelmek. Bir yandan klasikleri eritirken bir yandan yeni yazarları okumak. Ah iyi ki şu okuma sevdasına düşmüşüm. Kitabı tuttum. Tuttuktan sonra öptüm. Okumasam deli olacaktım.

Daha önce kitap blogum olan Bacon'un Bastonu'nda yorum yazdığım kitaplar için tekrar yorum yazmadım direkt kitap ismine tıklayıp ilgili yazıya gidebilirsiniz.

1-Unutmanın Genel Teorisi /Jose Eduardo Agualusa

Angolalı bir yazarın yaşanmış olayları baz alarak yazdığı kitap. Ana karakter Ludo bağımsızlık savaşı başladığında kardeşini kaybeder ve dış dünya ile olan tüm bağlantılarını kurduğu dış kapısına bir duvar örer. Hem yaşamın bir o kadar içinde hem dışında savaşın seyrine, bir ülkenin siluetinin değişmesine tanık olur.

Kitabı okumaya başlarken kitabın içeriği hakkında bir bilgim yoktu. Bir yerlerde görmüş o an içim ısınmış ve almıştım. Kitabın beni bu denli içine çekeceği aklıma gelmedi. Özellikle b kaç yerde kalbim yırtılacakmış gibi bir keder hissettim. Kendi coğrafyamızda olan biten her şeye tanık olmasak bile savaşları ve acıları azda olsa biliyoruz. Oysa sadece ismen bildiğim bir ülkenin kitabını okumak bana yeryüzünde ne kadar çok acının olduğunu hatırlattı. Garipti. Onu acısına tanık olmak ve savaşın caniliğini masum bir kadının ellerinde görmek çok çarpıcı geldi.

-Sadece kitaptaki tüm karakterlerin birbiri ile bağlantılı olması bana Charlens Dickens'ı anımsattı. Bir zaman sonra bu kadar çok bağlantı gerçeklikten uzaklaştırıyor anlatıyı. Gerçi bakıldığında belki de gerçekte kişiler arasında daha sıkı ilmeklerle örülmüş bir bağlantı imkan dahilinde

2-Bir Dinozorun Anıları/Mina Urgan

Mina Hanım'dan okuduğum ilk kitaptı. Tam olarak ne bekleyeceğimi bilemeden okumuştum. Ama çok güzel ve beklenmedik bilgiler eriştim. Edebiyat camiasından Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Sait Faik gibi isimlerinde hayatlarına küçükte olsa bir bakış atıyorsunuz. Ayrıca bir eğitimci olarak kurduğu cümleler beni canı gönülden etkiledi.

3-83 Yaşındaki Hendrik Groen'un Gizli Güncesi

2.El kitap alırken sepeti doldursun diye alıp atıvermiştim. Renkli bir kapağı garip bir adı vardı. Ama kitabın yazarı o kadar içten yazmış ki her şey gerçek gibi geliyor. Yılın başında bir günlük alan ve senenin sonuna kadar her gün yazmaya karar veren 83 yaşında bir adamın öyküsü. Hayata karşı ümidini kaybeden bu adamın kendini tekrar buluş hikayesi. Kitabı okurken bir insan kendini aradığı müddetçe nihayetinde istediğini bulamasa bile çok güzel şeyler buluyor bunu anladım. 

4-Bir Katilin Güncesi Kim Young-Ha

Kitabın beni bu kadar etkileyeceğimi düşünmemiştim. Kitap öylesine akıcı, öylesine merak uyandırıcı bir dil ile yazılmış ki... Kitap boyunca neyin gerçeklik neyin hastalığın getirdiği sanrılar olduğunu anlamaya çalışırken sürekli bir tetik halindeydim. Biz normal insanlarca normal kabul gören olguların( gülmek, acı çekmek, havadan sudan sohbet etmek) bir sosyopat için ne kadar da zor olduğunu görmek ilgi çekiciydi. 

Spoiler

Ana karakterin şiir yazması, yer yer edebi göndermeleri, kendine karşı bile olan acımasız eleştirisi dikkate değerdi. Özellikle yaşamı boyunca tek değer verdiği, insani duygular hissettiği, kendini sorumlu gördüğü kızı ile ilgili gerçek/son beni mahvetti. Öldürmediği her insanın bunu bir lütuf olarak görmesi ile ilgili cümle tüylerimi ürpertti. Boynuna ses kayıt cihazı asması ve anımsamaya çalışması mantıklıydı. Nietzsche göndermeleri çok yerindeydi. Kitap öylesine samimi bir dille duygulanmıştı ki gerçekten bir katilin güncesini okuyormuşum da az sonra odaya gelecek ve elimden çekip alacakmış korkusunu yürekten hissetim

5-Outliers Malcolm Gladwell

Barış Özcan'ın şu videosu üzerine okuduğum bir kitaptı. İyi ki okumuşum. İnsanın yerleşik bazı düşüncelerini bir daha gelmemek üzere kovalıyor. Pek bilinmedik araştırmalar ve insan psikolojisine dair çok güzel tespitler var.

6-Belki Bir Gün Uçarız/Ateş Sönene Kadar Aylin Balboa

Aylin Balboa bu yıl keşfettiğim ve sevdiğim bir yazar. Neşeli ve bir o kadar sivri dilli yazarımız bana yer yer modern bir Hüseyin Rahmi havası verdi. Okurken çok keyif aldığım bir yazar oldu.

7-İnsanlar/ Gece Yarısı Kütüphanesi/ Rahatlama Kitabı / Zamanı Durdurmanın Yolları Matt Haig

Popüler kitaplardan uzak durmaya çalışmak gibi bir eğilimim var. Harry potter okumadım. Star wars izlemedim. Kıyıda köşede kalan yahut az bir kitleye hitap eden şeyler bana daha çok hitap eder. O yüzden sürekli her yerde gördüğüm bu kitapları okuma istemedim. Kitap kulübü vesilesi ile Gece Yarısı Kütüphanesini okudum. Yazarın tarzını ve kendime çok yakın gelen uydurmacalarını çok sevdim. En sevdiğim kitabı İnsanlar oldu.

8-Bir Sanatçı Gibi Araklayın/ Devam Edebilmek  Austin Kleon

İnsanın bunaldığı zamanlar çok iyi gelen iki kitap. Birinci kitap üretkenliğinizi kamçılar ve yeni pencereler verirken ikinci kitap çağımızın vebası Tükenmişlik Sendromu gibi dertlere deva. Kütüphanemin vazgeçilmez iki parçası olarak yerlerini aldılar.

9-Günaydın Yeryüzü Güzel Irmak/ İlhan Berk

İlhan Berk'in Günaydın Yeryüzü kitabını okumuş ve yalın diline, doğaya olan sevgisine ve bunu dile getiriş biçimine hayran kalmıştım. Fakat bu kitap beni şoke etti. Çocuk masumiyetini erotikleştirerek romantize etme nasıl bir zihniyet anlayamıyorum. Küçüğüm kelimesi ile kastı başka ne olabilir bilmiyorum. Çocuklar hakkında yazılan mahkeme yazılarında "küçüğün yüksek yararına" diye geçer. O yüzden benim aklıma sadece saf masum bir çocuk geldi. Kitap boyunca bu kakafoni devam ediyor. Buyurun kendiniz yorumlayınız.

"Küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak Önce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm Bu bitmemiş şiirler senin ayak bileklerin Soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin Bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların Sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle Bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın Tüylerin tay boynun, küçücük çocuk ellerin Bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra Sonra bu benim anı artığı eski yüzüm Böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni Karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarım

10-İvan Osokin'in Tuhaf Hayatı PDOuspensky

Okuma listemde bekleyen bir kitaptı. Bilim Kurgunun babası sayılan kitaplardanmış ve bir çok yazarı etkilemiş. Bu yıl bu mantıkta benzer kitaplar okuduğum için çok etkilenmedim. Hatta bütün kitabı okurken aklıma gündüz kuşağından bir dizinin sahnesi canlanıp durdu.

11-The Promised Neverland  Kaiu Shirai

Okuduğum ilk mangaydı ve tam anlamıyla bir kitaptan isteyebileceğim her şey vardı. Beni aldı içine çekti. Maceralarına üzüntülerine dahil etti. Ben acıyla kıvranırken yazar son numarasını yaptı. Çok sevdim. Başka mangalarda okumak için heyecanlanıyorum. Konusu bir yetimhanede mutlu mesut büyüyen çocuklar bir anda acı bir gerçeğin farkına varırlar. Burası bir yetimhane değildir ve maceraları başlar.

Spoiler

Aslında her karakterin mutlu olarak bittiği kitaplar biraz havada durur. Aynı Türk dizilerinin finallerinde düğün sahnesi veya yemek masası gibi. Bana çok bayat gelir. Ama kitabın sonundaki son beni çok tatmin etti.

12-Onca Yoksulluk Varken Romain Gary

13-Yağmurlu Deniz/Başaklar Gebe Necati Cumalı

Kitap üç ana bölümden oluşuyor. Yağmurlu deniz, güneş çizgisi ve imdatla gelen. Her bölümün alt başlıkları var. Bir kompozisyon çerçevesinde yazılmış. Şiirler yalın ve duru. Okurken işte dedim bu adam şair. Bu adam her gün kullandığım kelimeleri eğmiş bükmüş ve ondan güzel mi güzel şiir yapmış. Ben süslü sözlerle değil de günlük dille şiir yazanları daha çok beğeniyorum. Böyle gündelik şeyleri hiç görmediğim yönüyle görmemi sağlıyor. Necati Cumalı geç keşfettiğim ve çok sevdiğim yazarlardan

Başaklar Gebe (Arka Kapak)Yalın bir söyleyişle şiire başlayan ve genellikle yaşamak sevinci ve aşk temaları üzerinde edebiyat yapmadan duran Cumalının bu eserinde, çoktan beri aranan ilk üç kitabiyle son şiirleri toplanmıştır. Yalın bir dille kimi zaman insan kimi zaman doğa aracılığı ile duygular tatlı bir şekilde ifade edilmiş.

Bazı şiirleri çok sevdim bana İlhan Berk'i anımsattı. Bazı şiirleri her şairin söylediği türden şeylerdi biraz yavan geldi. Yine de bazı şiirleri öylesine tatlı bir dille yazılmışken nasıl bir o kadar vurucu oluyor anlamadım. Edebiyat böyle bir şey herhalde

14-Buraya Bakarlar Mehmet Fatih Özbey

15- Felsefenin Tesellisi Alain de Botton

16Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın Cuniçiro Tanizaki

17-Erteleme Sanatı John Perry

Kitap oldukça kısa ve insana ertelemek ile ilgili ilginç bir bakış açışı kazandırıyor. Ertelemek üretkenliğe faydalı olur mu? Kronik erteleyiciler nasıl etraflarından oldukça başarılı insanlar olarak anılır tarzında ertelemeye dair ilginç sorulara cevaplar arıyor.

18İşin Aslı, Judit Ve Sonrası Sandor Marai

19-Tavana Bak Firdevs Ev

Çok ilginç bir kitaptı. Daha önce hiç bu tarz büyülü gerçeklikle yazılmış bir kitap okumamıştım. Pek bana hitap etmese de hikayeler derindi. Özellikle Derya'nın öyküsü beni kalbimden etkiledi. Ama işte böyle tam etkileniyorsunuz sonra garip bir şey oluyor. Sanki her şey bir rüyaymış gibi etkisini kaybediyor. Kitap hakkında ne düşündüğüm allak bullak. Fakat eklemeliyim ki ilginç bir deneyimdi

20-Göğü Delen Adam Erich Scheurmann

Bir tane söz vardır. Bir şeyi değiştiremiyorsan bakış açını değiştir diye. Çünkü herkes bilir ki bakış açısı gerçeklik algımızı etkileyen en önemli faktördür. Bu kitap alışageldiğimiz yaşama bir yerlinin güneşin çocuklarının gözünden bakmamızı sağlıyor. Sıcacık yuva dediğimiz evlere taş kutu diyen, şehirlileri yarık insanı olarak niteleyen, insanın taptığının küçük sarı demirler olduğunu ifade eden mükemmel kitap. Kesinlikle tüm insanların okuması gereken bir kitap. Dili kolay ve anlaşılır, anlatım merak uyandırıcı. Eve alıp istifleyip hediye diye her yere götürmelik bir kitap

21-Frankenstein Mary Shelley

Kitabın beni bu denli etkileyeceğini içime dokunacağını hiç düşünmemiştim. Derinden etkilendim. Çok düşündüm çok kafa yordum iyi kimdir? Kötü kimdir? Bir cani nasıl yetişir? Cani yalnızca üstü başı kana bulanmış olan mıdır? O caninin yetişmesinde etkisi olan kaç insan vardır?

Tarık Tufan'ın bir kitabın bir genç bir koltukta yalnız başına öldürdüyse kendini o ölüm yalnız başına olmamıştır onda bir çok insanın parmağı vardır tarzında bir söz geçer. Bir insan öldürüldüğünde de durum aynıdır. Onu öldüren yalnız başına mı öldürmüştür sahiden? Yoksa o ölümün içinde başkalarının parmağı var mıdır?

22-Aganta Burina Burinata Halikarnas Balıkçısı

Bu kitapla ilgili blog yazısı için tık

23-Her Umut Ortak Arar/ Bütün İyiler Biraz Küskündür Nilay Örnek

Nilay Örnek podscastleri ile tanıdığım ve sevdiğim birisi. Kitapları Storytel'de görünce dinledim. Yumuşacık çok tatlı bir radyo programı dinler gibi hissettim.

24-Peri Gazozu / Velhasıl Ercan Kesal

Peri Gazozu çok etkilendim kitaplardan biri oldu. Bu topraklarda anlatılmayı bekleyen ne çok hikaye var dedirtti bana. Okurken o an orada hemen yanı başlarında bende vardım sanki. Kitap insanı içine alan sarıp sarmalayan üzen düşündüren yapıda sıcacık samimi bir ülke anatomisi.

Bonus:

Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır Nicole LePera

Dağıldığım bir süreçte okudum. Katılmadığım bazı fikirlerle beraber genel olarak bana iyi geldi.

Bütün İnsanlar Ölümlüdür Simone de Beauvoir

24 yaşımın okuduğum son kitabıydı. Tek solukta okudum. 


28 Ocak 2023 Cumartesi

Bir Garip Otobiyografi BCP OCAK

 




Blogları canlandırma projesine katılmak istedim bu sene. Her ay belirlenen bir temada izlenilen filmler, okunan  kitaplar olması çok teşvik edici. Bu ayın teması; gerçeğe dayanan olaylar ve otobiyografi. Otobiyografi,anılar, günlükler okumayı çok sevdiğim bir tür. Son üç yılda 16 tane anı-günlük-otobiyografi okumuşum. Bu ayın teması tam bana göreydi. Dikkatimi çeken bir yazarın hayatını okumak istedim ve sonunda Kurt Vonnegut' un otobiyografik romanı ''Hi Ho'' kitabını seçtim. Başlı başına ilginç bir yazar. Kendisi ile Ted'in şu videosu ile tanışmıştım. Hemen ilk kitabını okudum. Onun garipliği, sürrealist hikayeleri beni içine çekti. Abuk sabuk gördüğümüz rüyalar olur. Zaman akışkandır. Mekan ayaklarımız altında kayar ve sürekli değişir. Tüm olaylar kırılgandır ve gerçeklik ise bir bukalemun gibi değişkendir. İşte onun kitapları da öyle. Ama çoğu modern sanat eserinde insanı ister istemez içine düşüren bir dilemma var. Hani bir sergi de garip bir şey görürsünüz ve onun gerçekten saçma mı yoksa sanatsal bir şey mi olduğu hakkında ikileme düşersiniz. Kurt Vonnegut sizi o ikileme düşürmüyor. Tüm o karmaşa öylesine iyi geliyor ve öylesine anlamlı, eleştirel şeyler barındırıyor ki.

Kitaba gelecek olursak, tüm o garipliğini kitaba taşımış. "Bu, yazıp yazacağım en samimi otobiyografi. Ona şakşak diyeceğim. Çünkü abartılı ve gülünç. Tıpkı şakşak komedi filmleri -özellikle de şu eski Laurel ve Hardy'ninkiler- gibi.” cümlesi ile başlıyor kitap.

Kitap her ne kadar sözlerine böyle başlasa da yalnızca başlangıç kısmı olan 13 sayfada yaşamı ile ilgili kesitlere yer verilmiş. Kalan kısımda hayatımda okuduğum en eksantrik öyküye yer verilmiş. Fiziksel olarak farklı doğan William ve Eliza'yı ailesi istemez. Onlara genişçe çiftlik evinde bir hayat kurarlar. Yaş günlerinde ziyarete gelirler. Bu iki çocuk her ne kadar zihinsel özürlü zannedilse de üstün bir zekaya sahiptir. Evde bulunan devasa kütüphaneden kitaplar okur, bu eski çiftlik evinin gizli odalarını ve koridorlarını keşfederler. Bir sürü dil öğrenirler. (Kitaplar farklı dillerde yazılmıştır.) Ama dışarıda ki herkese akılsız taklidi yaparlar. Bunun sebebini şu şekilde açıklıyorlar:

"Düşünün: Bize bakan insanların yaşamlarının merkezindeydik. Eliza ve ben yardımsız ve sefil kalsak, hemen hepsi kendi gözlerinde kahraman Hristiyan kesilirlerdi. Eğer biz zeki ve kendimize yeterli olabilsek, onlar aşağılık, pasaklı yardımcılarımız olurlardı. Eğer biz dünyaya açılabilseydik, onlar apartmanlarını, renkli televizyonlarını, doktor ve hemşire unvanlarını ve yüksek ücretli işlerini kaybedeceklerdi. İşte bu nedenle, ilk günden beri, bizim böyle yardıma muhtaç kalmamız için binlerce kez dua ettiklerinden eminim. Başarmamızı umdukları tek bir gelişme vardı. Tuvalet eğitimli olmamızı tüm kalpleriyle istediler."

Fakat bir gün annesinin onlardan nefret ettiğini ve keşke minicik bile olsa zeka pırıltıları olmasını istediklerini duyarlar. Hal böyle olunca ikizler sabah kalkar ve artık zekalarını dış dünyaya göstermeye karar verir. Böylece olağandışı, garip maceraları başlar. Kitabı sevdim diyemem. Ama garip bir deneyimdi. Özellikle sonlara doğru okumakta çok zorlandım. Kitabı sanki gerçekten de William yazmıştı. Her satırı kendine özgü garip, ucube havası ile dolup taşıyordu. Belki Kurt Vonnegut'u sevme sebebim de budur. O garip olay örgüsü  ve kahramanlarının ötekiliğidir...

Aşk bulduğun yerdedir. Onu aramak aptalca. Hem zehirlenebilirsin de.

"Tarih bir sürprizler listesidir" dedim. "Bizi yalnızca yeniden şaşırmaya hazırlayabilir.

"Ülkeme kardeşlikten başka barış da getirmek isterdim." diye devam ettim. "Ne yazık ki, barış diye bir şey yok. Onu buluyoruz. Kaybediyoruz. Tekrar buluyoruz. Tekrar kaybediyoruz

20 Nisan 2020 Pazartesi

Elma dersem çık !


               
 Sen ne güzel bir kitapsın şu boğucu günlerimde can kurtaran simidi oldun.her satırını bile isteye seve seve okudum.
Ürünün pdf formu var internette.Bir göz atın derim.O kadar çok yeri not aldım ki.
Çizimler zaten çok iyiydi.Yazar bir reklam metini yazarı ve yıllarca bu sektörde çalışmış.günde milyon tane fikir bulmam gereken bir mesleğin olunca fikir atölyesinde eşsiz bir usta olmus.bi günde yaladım yuttum kitabı.
     Alıntılar:
Bir zamanlar, öğrencilerimi sınıfımızdaki bir duvarın önüne dizer ve onlardan kâğıttan uçaklar yapıp karşı duvara fırlatmalarını isterdim; yaklaşık altı buçuk metre uzağa. Her türlü uçak yapmayı denerler, ama o uzaklığa fırlatmayı bir türlü başaramazlardı. Sonunda derdim ki, “Tamam çocuklar, şimdi gözlerinizi dört açın da dünya kâğıt uçak fırlatma şampiyonunu iş başında izleyin bakalım.” Sonra da elime aldığım kâğıt parçasını buruşturup golf topu büyüklüğüne getirir ve olanca gücümle karşı duvara fırlatırdım .Tam isabet! Kim demiş kâğıt uçaklar ille de uçağa benzer diye?
                                     ****
Olmak, yapmaktır (To Be is to Do)
Rousseau
Yapmak, olmaktır (To Do is to Be)
Sartre
****
“Bilimsel devrimin düşünürlerinin en görkemli
yanları” diye yazıyor Arthur Koestler, “doğru
cevapları bulmaya değil, doğru soruları sormaya
yönelmeleri; daha önce başka kimsenin
görmediği yerdeki bir sorunu görmeleri; ‘nasıl’ın
yanına bir de ‘neden’i eklemeleridir.”
*****
“Her sorunun
cevabı ‘önceden vardır.’ İhtiyacımız olan, cevap
getirecek doğru soruları sormaktır.”
***

Eğer siz de çoğunluk gibiyseniz, bir sorunun
çözümüne yönelik düşünce akışınız çoğu kez
bilinçaltınızda yarattığınız, ama aslında var
olmayan bir takım kısıtlamalar, sınırlar, limitler
ve engeller yüzünden kesilir.
***
O anda, bir sorunla karşılaştığında çoğu
insanın, sadece tek bir doğru çözüm olduğunu
düşündüğünü, çünkü kendisine böyle öğretilmiş
olduğunu kavradım. Bütün okul yaşamları
boyunca, çok seçenekli ve doğru ya da yanlış
karşılıklı sorularla karşılaşıyorlardı ve tüm bu
soruların yalnızca bir tek doğru yanıtı oluyordu

Böyle işte sevgili olur.Kitap bazı yerlerde bildiğim şeyleri söylesede olumlu ve neşeli anlatımı bana iyi hissettirdi...
                    Kalın sağlıcakla...

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Mucizeleri Saymak

Özgün adı ile "couinting by 7s" Favori yayınevim Domingo yayınlarından çıktığını görünce birde kapağı da içimi ısıtınca hiç aklımda olmadığı halde aldım.Genelde alalede kitap alışverişlerindense araştırıp,inceleyip listeler yapıp listemdeki kitapları alıyorum.kitabın yazarı Holly Goldberg Sloan, Amerikalı bir film yönetmeni.Kitap Türkiyede pek rağbet göremese de New York Times'ın en çok satan romanlarından.
Konusu ise şöyle : Willow Chance 12 yaşında insanların hastalıklarına teşhis koymaya bayılan,kahverengi botlarını ve kırmızı tulumunu giyip bahçede çiçeklerle saatlerce vakit geçiren,7 rakamını takıntılı bir biçimde seven,ve okula içine kitaplar doldurduğu kırmızı valizini sürüp giden bir dahidir. Anne ve babasını kaybettiği bir trafik kazası ile yaşam bir anda değişiverir. Kitapta altını çizdiğim çok cümle vardı Ama nedense koca kitapta çok fazla ısındığım bir karakter yoktu.En çok hoşuma giden bölümler Willow'un basitçe ve önemsemeden yaptığı şeyler ve diğer insanların bundan olumlu bir şekilde etkilenmesiydi.Yer yer olağan durumlara Willow'un olağan dışı bakışıyla baktığımız oldu.Mesela dondurmanın üzerine dökülen çikolatanın sertleşmesini sağlayan şeyin balmumu olması gibi.Yada daha net bir şekilde söylemek gerekirse;yenebilir,gıda sınıfı parafin balmumu😊
kitabın dili sade ve yalın; ana tema klasik, kötü bir olaydan sonra normal hayata devam etmek.Yer yer olay kurgusu beni sıktı.Ama daha önce hiç İçinde dahi bir karekter olan bir kitap okumadığım için okumaya değerdi.Baba kitapların yanında küçük dostlarınıza kitap okumayı sevdirmek için alıp kütüphanenize koyabilirsiniz. ●Beklediğimiz şey nadiren qerçekleşir ,gerçekleşen beklemediklerimizdir. ●"Her birey kendi şahsına özel pek çok bileşenden oluşur. Bizler kusursuz olmayan genetik çorbalarız." ●Çenenizi tutabilmeniz akıllı olduğunuzun göstergesidir genellikle. İçgözlem,düşünme ve analiz gücü gerektirir. Çene çalarken bunu yapmaksa zordur.

13 Temmuz 2019 Cumartesi

Bisiklet dersleri

Bahar gelmiş. Güneş açmış. Sokağa çıkmışım, insanlar rahat; ben de rahatım. - Orhan Veli
Bugün iki şeyden bahsedeceğim biri Ali ural'ın kitabı bisiklet dersleri.İkincisi hayatımıza bisikleti katmanın güzellikleri. Bugün uzun zamandır aklımda olan bir projeyi gerçekleştirdim.Adı"kırmızı kareli sofra örtüsü harekatı".Çok sevdiğim bu pöti kareli sofrayı alıp bir arkadaşımın keşfettiği bir kafeden bisiklet kiraladık
Sonra atladık bisikletimize düştük yollara.Tabi ben uzun zamandır bisiklete binmediğim için ilk başlarda çocuk gibi korktum.Ama insan o bisikletin ziline baktıkça,pedalları çevirip hem yolcu hemde motor oldukça ve en önemlisi rüzgarı yüzünde hissedip kulağında ugultusunu duydukça ne korku kalıyor ne keder.İnsan yaşamı hissediyor.Çocukluğunun en güzel anlarını hatırlıyor.O yüzden 21 yaş listesinin birisi bu Bisiklet sürmeyi hayatının bir parçası haline getir ve bir bisiklete sahip ol.
Gelelim kitap yorumumuza. Bisiklet dersleri Ali Ural'ın okuduğum ikinci kitabı.İlki "posta kutusundaki mızıka "idi.Ve gerçekten çok beğenmiştim.Ara sıra açıp tekrar okuduğum nadir kitaplardan.Bisiklet derslerini büyük bir hevesle okuduğum için olsa gerek.O kadar beğenmedim.Galiba denemelerin konuları ilgimi çekmedi.Yine yazılış dili ve ilginç çağrışımlar yönünden iyiydi.Ali Ural severler göz atabilir.Ben yazarın bütün kitaplarını okumaya niyetlendim ki bu çok ender yaptığım bir şeydir... O zaman bir kaç alıntı ile bitirelim.Esen kalın.. •Bana hatırlama sanatını değil, unutma sanatını öğret. Çünkü ben hatırlamak istediklerimi hatırlıyor, unutmak istediklerimi unutamıyorum.. •İnsan en zor kendini resmedebilir, en zor kendini görebilir çünkü... •Hayır, yollarda yürümek olmaz. Bir yolun bizi nereye götüreceğini asla bilemeyiz. Haritalarda görünmeyen bir şeydir bu. Ne çiçekleri gösterir haritalar ne uçurumları.

21 Haziran 2019 Cuma

Posta kutusundaki mızıka

Bir kitap düşünün ki tekrar tekrar okuyup her defasında aynı sıcaklığı hissettiğiniz.Bana anneannemin sandığını karıştırırken karşıma çıkan ve ilgimi çeken bütün o ilginç mendiller,minik bohçalar gibi hissetirdi.Öyle naif,öyle narin ve öyle değerli. Nasıl böyle manidar bir cümle kurabilmiş dedim tekrar tekrar okudum.
Kitap 166 sayfa.Normalde 1 günde bitireceğim bu kitabı 2 ayda falan okudum.Aynı çocukken tadını çok sevdiğim için ağzımda erittiğim çikolatalar gibiydi.
okuma tavsiyesi:bir fincan kahve ile yalnız başına mümkünse ahşap bir sandalyede okunabilir veya Kendinizi Ali Ural'ın "Sevgili Dost"hitabının sahibi zannedeceğiniz herhangi bir hal üzere olsada olur.
"Sevgili Dost, Her defasında bu iki kelimeyle başlıyorum mektubuma. Çünkü bu iki kelimeden her biri, gücünü diğerinden alıyor. Sevgili olunmadan dost, dost olunmadan sevgili olunmuyor"

19 Haziran 2019 Çarşamba

Kendine 1 iyilik yap

İyilik üzerine yazılmış bir kitap mı? O kapağın ucuzluğu da ne? Ilk bakışta kitabı görünce yapabileceğimiz muhtemel yorumlar böyle.kendine 1 iyilik yap kitabını bundan yıllar önce 7.sınıfın yazında okumuştum.O zaman ki baskısında oldukça naif çizimler,küçük iyilik tavsiyeleri vardı.Ben de bir heves yıllar sonra aklıma gelince hemen hem kendime hemde bir kaç(özel ders verdiğim öğrencilerim olmuştu)ögrencime aldım.Fakat kitabı alınca yıllar sonra sevdiği bir arkadaşını görüp değiştiğini görünce hissettiğimiz o üzüntüyü (keşke türkçede bunun karşılığı olan bir kelime olsa)hissetim.Eski çizimler yoktu.Ama yinede iyilik üzerine güzel hikayeler,alıntılar ve tavsiyeler vardı.Kitabı gelişme çağında ki genç dostlarınıza küçük kuzenlerinize alabilirsiniz.Ama tabi onlara hediye etmeden kendizde bir göz atın mutlaka.
Sonuçta iyilik kimimizin içinde bulunan parlak ve işlevsel bir cevherken kimikerimizde etrafı kömür kaplı bir elmas olabiliyor.Bu kömürü bazen bir söz,bazen bir hikaye,bazense başkasından gördüğümüz 1 iyilik çözüyor.En iyisi iyi olmak ve iyilik yapmaya devam etmek.Sonuçta insanlar o iyiliği haketmese de biz iyi bir insan olmayı hakediyoruz
Okuma tavsiyesi:10 ilâ 16 yaş arası çocuklarla (öğrenci olur,yeğen,komşu çocuğu olur)bir piknik örtüsü kapıp en yakın agaçlık alanda sesli okunabilir.Yanında taze sıkılmış portakal suyu enfes olacaktır.
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak, eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından, ince bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş ve güzel dudaklara sahip olmak için sadece güzel sözler söyle... Audrey Hepburn Daima iyilerle ve iyi olmanız dileğiyle..

17 Haziran 2019 Pazartesi

Bülbülü Öldürmek

Yazarın ilk ve tek kitabı olduğu için açıkçası bende okumadan önce merak uyandırdı. Bir de pulitzer ve oscar ödüllü olduğunu öğrenince kitabı hemen temin edip okudum.
Kitap 1930'lu yıllarda Alamaba da geçiyor. 9 yaşındaki Scout'un ağzından anlatılıyor.Buda kitabı daha sade daha anlaşılır kılıyor.Bir çocuğun gözünden beyaz-siyah çekişmesini görüp onun o saf o masum bakışına eşlik ediyorsunuz.Bülbülü Öldürmek ırkçılık hakkında düşündürecek ve Üzücü olaylara karşı sağır ve kör olan insanları ve önyargının farketmeden gelip yerleştiği zihinleri gösterecek bir kitap. Kitap biraz yavaş ilerliyor fakat istikrarlı ilerliyor aynı yazarı Harper Lee'nin "nasıl yazıyorsunuz ?"sorusuna verdiği cevap gibi.Onun haricinde ben gerçekten kitabı çok sevdim.Herkesin okuması gereken bir kitap. Mülteci sorunlarının gündemden düşmediği,elinde ki silaha düşmanca söylemler yazıp camilere saldırdıkları,Milli takımımıza mikrofon yerine tuvalet fırçası uzattıkları şu zamanlarda ırkçılığın var olduğu acı bir gerçek.Malcom X'in dediği gibi "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.".Ve unutmadan"Bütün savaşlar iç savaştır çünkü bütün insanlar kardeştir. Her kişi, insan ırkına, doğduğu ülkeye olan borcundan sonsuz daha fazla borçludur." Umarım bir gün Nazım Hikmet'in dediği gibi "bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" olabiliriz.Esen kalın