23 Mart 2021 Salı

kahrolasıca para yahut herşeyi satın alabilirmişiz hissi!

 


Bu fotoğrafı daha iyi bir açıyla farklı bir Iso ayarı ile daha güzel çekebilirdim muhakkak. Fakat artık bir şeylerin en hoş yerlerini çerçevelenip en doğal yerlerinin dışarıda kalması yetti de arttı! Doğrusu tek sebep bu muydu yoksa kulübeye yaklaşmaya mı erindim bilmiyorum. Ama çay ocağı yazısında ki sıcaklık içimi sardı bu sebeple dahi olabilir.  -saçları uçuşan palmiye ağaçlarından da anlaşılacağı  gibi fotoğrafı çektiğim gün oldukça fırtınalıydı.-

Bu hafta Can yayınları kısa klasikler serisinden aldığım kitaplar geldi. Farklı konularda yaklaşık 10 kitap.  Daha onları okumaya başlamadım Şimdi Maistre'nin Odamda yolculuk kitabını okuyorum. Oldukça maceraperest yazarımız bir düello ceza sonucu   40 küsür  gün evde mahzur kalınca evin odalarına bir yolculuk düzenler ve ortaya odamda yolculuk kitabı çıkar. Biraz Hüseyin rahmi'yi anımsattı bana muziplik ve sivri dillilik çeviride kullanılan kelimeler beni böyle düşündürttü zannımca.

Geçen hafta bir mum ve bir fincan aldım. Mumla kitap okumak çalışmak popülerizmin bir ürünü gibi geldiği için itici gelirdi. Ama sonra dedemlerde kaldığımız zamanlar kullandığım bir mumun benzerini bulunca aldım. Krem rengi uzun ve kıvrımlı mumlardan. Köyde çok sıkılırdım ve lambalar kapanıp dedemin yatağının yanında serilmiş döşeklerde yatarken dedem o mumun ışığında bir şeyler okurdu. Bize değil kendi kendine. Belki çok kez tekrarlamasa da bu sahne çocuk aklıma boğucu karanlıktan kurtulmanın bir kitapla mümkün olabileceğini kazımış.

Bu aralar hedonik davranışlar sergiliyorum. Gün sonunda gözlerim balon balığına dönmüş ve elime geçen tek şey var olmamış zamanda var olmamış alemlerde yaşayan insanların uydurma hikayeleri olan çin işi pembe dizilerle geçirmek olunca tüketiyor muyum tükeniyor muyum bilmiyorum.

Bence en tehlikeli sınıf karl max'ın tabiri ile  proletarya  sınıfı. Hani şu bir mekana gidince garsano bir taksiye binince şoföre isteidği gibi davranma hakkına sahip olan insanlar. Tabi bu proletarya sınıfına  mahsus haller değil elbet.  Demek istediğim, mesala bir çocuk kafasını dolaba çarpıyor ve öğretmenim kafamı yere bakarak yürüdüğüm için çarptım diye bana koşuyor, aile öfkeyle okula gelip kamera kayıtlarını verin ulenn diyor. Yani ben 7 aydır hergün seninle iletişim kuran senin çocuğun her türlü ruh halini seninle paylaşan, gelişimin destekleyen biriyim de mi ?Ben çocuğun kafasını çarpıp korkuyla bana açıklama yapmaya çalışmasını yadsıdım ilk başta  ama sonra anladım. Aile çocuğu cam bir fanusa katmış ve çocuk fanusun dışarlarına çarpınca korkmuş. Keşke yoğurt kovasına koysalarmış çocuğu.

Elbette ki bende çok üzüldüm çocuğa ama çocuk bu demi yüreyen bir çocuk düşebilir, çarpabilir. Ailenin takındığı o saygısız ve güvensiz tavır beni üzdü.

Bugün baya başımı ağrıttı bu olay. Bir çok dizilişte kısa, anlamda ağır laf işittim. Annem ben o kadar para verip özel okula göndersem böyle bir şey olsa benim de canım sıkılır dedi. Yahu anlıyorum şu kahrolasıca para için türlü çileler çekiyorsunuz tamam  Ama azıcık paranız olunca her şey mübah gibi niye davranıyorsunuz?  Bilmiyorum keşke insanlar çocuk yapmadan önce bir dizi  ebeveynlik ile ilgili sınava  tabi olsalar.  Doğrusu o sınavlarda torpille olur ve parasız kalan alt sınıfın nesli tükenir. Gerçi alt sınıfın nesli tükenmez bir şekilde en aşağıları dolduracak biri bulunur.

Bazen böyle su içmek gibi devamlı okumayı sevdiğim distopik eserleri bir kenara bırakıp yahu zaten şu an dünya bir distopya diyorum. Ama işte yeryüzüne dayanmak için bir şeyler ihtiyaç duyuyor insan.

2 temmuz okul sezonu bitecek. Ben beş parasız ve bahtiyar olacağım. Bakıp mavi göğe ve yeşil yerküreye işte Nazım'ın şu dizelerini mırıldanacağım;

Bugün pazar.

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün

Bu kadar benden uzak

Bu kadar mavi

Bu kadar geniş olduğuna şaşarak

Kımıldamadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum,

Dayadım sırtımı duvara.

Bu anda ne düşmek dalgalara,

Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.

Toprak, güneş ve ben...

Bahtiyarım...

 

bu şiirde benden bugüne;

Mesela çocuğunu cam fanusa sıkıştıran bayan
Benim zamanımı ve ilgimi satın alabilirsiniz çocuğunuza
fakat onurumu ve haysiyetimi
yahut dürüstlük ve doğruluğumu
ne kırışmış paranızla alabilir
ne cam fanuslarınıza katabilirsiniz.

5 yorum:

  1. Ne çok şey yazabilirim bu yazının altına ve aslında yazasım da var, ama çokluk içinde tutunmak istediğim noktalardan hangi birine öncelik vereceğimi şaşırdığımdan yorumu genişletemiyorum. Çok şey yapmayı düşünüp, planlama safhasından öteye geçemeyen bir gün yaşarı gibi. Yoksa "yaşayanı" mı demeliyim; neyse, bu kısmı netleştiremedim :) Anlamsal açıdan keyif vermeyen bölümleri (velinin davranışı gibi) olsa da maalesef, genel olarak iyi bir yazı okuduğum için mutluyum :) Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
  2. Benimde çocuğum yaklaşık bir aydır gidiyor okula. Özele değil elbet ama tek başına kaldığı ilk zamanlar. Birde çekingen çocuk. Şimdi anaokulu. Içim biraz rahat. Seneye ilkokul olacak. O hali ile yapabilir mi diye bazen düşünüyorum.
    Çocuk düştü de bir yeri mi kırıldı da kayıt istiyorlar. Hani çocuğun başına Mazâallah daha feci birşey gelir, nasıl oldu diye görmek istersin de düşmüş kalkmış bir çocuğun görüntüsünü görünce ne olacak? Belkide bizim çocuğumuzda düşebiliyor bey hanım diyecekler birbirlerine. İkna olma çabası.
    :)
    Biraz keyiflenin diye şakaya vurayım dedim.

    YanıtlaSil
  3. Sözün bittiği yer derler ya, ben demem aslında, ifadeyi de sevmem açıkçası. Neden kullandın o zaman dersen bu cümleyi, derim ki çaresizlikten! Ben de ne yazacağını bilemeyenlerdenim an itibariyle, işte o zaman halimi yazıp sıyrılıyorum bazen:) Güne güzel başlarım, erken kalkarım, blog listemde beni bekleyen dumanı üstünde yazılara dalar, gündeme göz atarım. Bazılarını görür ama mesela sevlen bir pastayı sona bırakıp onunla başbaşa kalmak gibi, sona bırakırım. Bir nevi ritüel işte. Öyle yaptım. Her paragrafta "Bu "okur" ya!" dedim. Gülümsedim, hayat bakışı, duruşu, ve bunu ifade edişi, derinliği ve daha neleri neleri alkışladım. Hatta muhtemeldir ki bundan önce olduğu gibi bundan sonra da aynı sözcükleri kullanarak ve -olsun- tekrara düşerek, hep alkışlayacağım bu genç yazarı ve güçlü karakteri:) Sıkıntı yok:)

    YanıtlaSil
  4. mum ışığında okumak mı ilginç bu deniycem :) çin işi pembe dizileri mutlu eder tabii üzme kendini sen de insansııın :) ooooo sondaki şiir iyimiş, yoğurt kaseli çocuk şiiri :) okul kapanınca da işallah başka kapılar açılır :)

    YanıtlaSil
  5. valla yeni nesil türk çocukları acaip kıymetli varlıklar ben onu gözlemliyorum :))) hadi inşallah kıymetleri hep biline....

    YanıtlaSil